Anahtar Kelimeler: Masalı


Anka Kuşu Masalı

Korktuk ve sustuk korku bir erkeğe yakışmazdı, kadın ise korkabilirdi zayıftı çünkü ama o da sustu zayıflığını göstermek olmazdı güçlü kadın olunmalıydı.

Duygularımızın dili olsa bizden ne çok çektiğini anlatırdı herhalde çünkü kaç yaşında olursak olalım onları saklamayı öğrendik. Zayıf yönümüz diye kabul ettik aslında en güçlü olan tarafımızı susturduk hep. Özledik, söylemedik ya özlenmediysek diye. Sevdik ,sustuk ya kaybedersek diye. Korktuk ve sustuk korku bir erkeğe yakışmazdı, kadın ise korkabilirdi zayıftı çünkü ama o da sustu zayıflığını göstermek olmazdı güçlü kadın olunmalıydı.

Kaçıncı yüzyılda yaşıyorduk basit duygulara yer yoktu.Köşelerimize çekilip ağladık bazen gizlice hatta belki ağlayamadık bile doğru ya erkekler zaten ağlamazdı değil mi? Duygularını, aslında kendini gizleyen ve kendinden başka her şeyi konuşan, hep eleştiren, çok ama çok çalışması gereken hep daha iyisine ulaşmaya çalışan doyumsuz insanlar olduk. Para kazandık , daha dedik daha çok kazanalım.

Evimizi  dekore ettik alabileceğiniz ölçüde en iyisine layıktık ve layığımızla yaptık her şeyi ama sonra bu da yetmedi bir eksiklik oldu hep ve yeniden daha iyisi için kolları sıvadık. Duygularımız yerine son teknoloji telefonlarımızı gösterdik. Öyle ya böylesi makbuldü. Canım yanıyor özlüyorum demek yerine saçlarımızı kestirdik ve parfümümüzü değiştirdik. Yeni bir ben lazımdı, zırhlarımızı giyerek işte şimdi oldu dedik. İçimizde ben burdayım diyen duyguları görmezden geldik ve tek kişilik cenazelerde gömdük onları.

Anlamadık bir türlü, içimize bakmaktansa hep güzel manzaralar aradık , güzel kadınlar ve yakışıklı erkekler. Kalbimize kendimiz dokunamıyorken karşıdan bekledik ve hep şikayet ettik. Ah, zaman geçiyordu. Tik tak tik tak, acele etmeliydik ama nereye nasıl gidilmeliydi bilemedik. Ne istediğini bilmeyen ama hep isteyendik. Vermeden almayı, sevmeden sevilmeyi, bakmadan görmeyi istedik. Duygularımızı gösteremediğimiz, dertleşemediğimiz ama belirli kriterlere! sahip kabul gören kişilerle evlendik. Bir süre sonra baktık olmuyor yine bir eksiklik var e  o zaman çocuk yapmalıydık eksiklik budur kesin dedik ve çocuk sahibi olduk. Daha doğmadan çocuğumuzun gideceği okulları düşündük çünkü bizim çocuğumuzun başarısız olması olası değildi. En iyisi olmalıydı. Duygularından korkmayan, onları sahiplenen ve mutluluğu da mutsuzluğu da yaşayabilen çocuklar büyütmektense iyi bir yabancı dil öğrensin dedik. Herkes çocuğunun mutlu olmasını isterdi elbette ama bunun nasıl yapılacağını biz de bilmiyorduk ve o yüzden bunu zaman bırakarak sustuk yine.

Sahi biz nasıl böyle olduk, düşünmedik ve ömür tükettik. Biraz fazla diyeceksiniz ama doğmadan öldük. Evet dostlar yeniden doğmanın zamanı gelmedi mi? Küllerimizden doğmalıyız ama bunun için önce kül olmalıyız, yanmalı ve yok olmalıyız. Belki de unuttuğumuz buydu. Anka kuşu olmanın zamanı gelmedi mi?

Emine TEKÇAM - www.eminetekcam.com