Önder Güzelarslan


FINDIĞIN BAŞKENTİ GİRESUN

Ülkemizde doğa, yeşillik ve masmavi denizin bir araya gelip bir bütünlük oluşturarak insan ruhuna dokunduğu yer denilince akla ilk olarak Karadeniz Bölgesi ve Doğu Karadeniz gelir.


Ülkemizde doğa, yeşillik ve masmavi denizin bir araya gelip bir bütünlük oluşturarak insan ruhuna dokunduğu yer denilince akla ilk olarak Karadeniz Bölgesi ve Doğu Karadeniz gelir. Doğu Karadeniz hattında aynı doğayı yansıtan Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize’yi görüyoruz. Bu iller birbirinden farklı yönleri olsa da yine de bir birlerine benzer yönleri çoktur. Bu yazımızda Doğu Karadeniz’in incisi fındık diyarı Giresun’a uzanacağız. Giresun denilince akla tabi ki ilk önce fındık geliyor. Ancak kirazın da ana vatanı olarak bilinmekte ve kirazın bütün dünyaya Giresun’dan yayıldığı söylenmektedir. 

Doğu Karadeniz’in yeşil doğa kültürü, temiz bol oksijenli havası, buz gibi soğuk suları ile gezilip görülmesi gereken yaylaları, kurtuluş savaşında verdiği mücadeleler ve Topal Osman’ı ile tarihe geçmiş anılarını görmek ve doyasıya yaşamak için yolunuzu Giresun’a çevirdiğinizde, fındık bahçeleri ve dereleri ile birlikte sık sık şehrin tepesine çöken sisi yani Karadenizlilerin ifadesiyle dumanı sizi karşılayacaktır. 

Giresun ili, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde Karadeniz, Trabzon, Gümüşhane, Erzincan, Sivas ve Ordu illeri arasında yer almaktadır. Meşhur yaylarıyla bir tarafta Karadeniz boyunca uzanan ilçeleri bir tarafta ise dağların arasında kalan ilçeleriyle şirin bir ilimizdir.

Yapılan araştırmalara baktığımızda Giresun da yaşam M.Ö. 2000’li yıllara kadar uzanmaktadır. Bu dönemde bu bölge de Hititlerin çağdaşı olan Gaşkalar’ın yaşadığı tespit edilmiş ve M.Ö. 8. yüzyıla kadar bu bölgede yaşadıkları bilinmektedir. Roma döneminden önce bu bölgede İskitler, Miletoslular, Persler ve Kapadokyalılar hüküm sürmüşlerdir. Daha sonra Romalılar ve Bizanslıların egemen oldukları Giresun, bir Miletos kolonisi olarak kurulmuştur. Giresun isminin nereden geldiğine dair farklı rivayetler anlatıla gelmektedir. Bu konuda  üç farklı rivayet vardır. Rivayetlerden birincisi; Yunanca adı "Kerasus" kelimesinden gelmektedir. Birinci rivayete göre bölgede çok sayıda yabani kiraz ağaçlarının olmasından dolayı, “Kiraz Diyarı” anlamında  "Kerasus" veya “Cerasus” denilmiştir. İkinci rivayete göre ise; Giresun denize doğru uzanan bir yarımadanın üzerine kurulmuş ve bu yarımadanın şekli de boynuza benzemektedir. İşte bu sebepten Yunanca'da boynuz anlamına gelen "Keras"dan türetilmiştir. Üçüncü rivayet ise Spartaküs isyanını bastıran ünlü Romalı General Kerasus’un ismine atfen verilmiş olabileceği üzerinedir. Giresun'da M.S. 1200'lü yıllardan sonra Trabzon-Rum İmparatorluğu dönemi yaşanmış ancak, bu devlet kısa bir süre sonra, önce Selçuklu Devleti’nin ve ardından Moğolların bir eyaleti haline gelmiştir. 1397 yılında Çepni Türkmen Beyi Emir Süleyman Bey, Giresun ve çevresini kontrolü altına almış ve böylece bu tarihlerde bölgede Türk egemenliği başlamıştır. Oğuzların Çepni Boyu bu dönemde Giresun ve çevresine yerleşmişlerdir. Bu tarihten sonra bir süre Sivas Hükümdarı Kadı Burhaneddin’in hakimiyetine giren Giresun, 1461 yılına kadar da Timur'un egemenliği altında kalmıştır. 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethiyle birlikte Giresun, Osmanlı Devleti’nin hakimiyetine girmiştir. 1847 yılında Tanzimat döneminde Giresun, Trabzon iline bağlı bir ilçe iken 1923 yılında müstakil il olmuştur. 

Birçok kez ziyaret ettiğim Karadeniz’in incisi Giresun ili, dağlar ile bölünmüştür. İlin büyük bölümü Karadeniz sahilinde yer almaktadır. Eski bir yerleşim yeri olan Şebinkarahisar ile birlikte Çamoluk ve Alucra ilçeleri ise dağın öbür yüzünde Sivas, Erzincan ve Gümüşhane sınırında yer almaktadır. İl merkezinden bu yöne doğru gitmek istediğinizde yaklaşık 2200 metre yükseklikte Eğribel’i geçmeniz gerekir. Buz gibi suların bulunduğu bu nokta hakikaten görülmesi gereken muhteşem bir yer.
Şebinkarahisar ilçesi tarihi bir yer olarak gözümüze çarpıyor. Burada ilk dönemlerde Hititlerin yaşadığına şahit oluyoruz. “Azzi Hayaşa Ülkesi” olarak bilinen Şebinkarahisar’da Kaşgarların da yaşadığı bilinmektedir. Yine burada çeşitli dinlere mensup insanlar yüzyıllarca kardeşçe yaşamışlardır. 1923 yılında Türkiye’de bulunan livalar yani sancaklar il haline getirilince Şebinkarahisar’da il olmuş ancak daha sonra 1933 yılında Giresun’a bağlanarak Giresun’un bir ilçesi olmuştur. Burayı ilk defa bu bölgeden olan Hasan Çabukol dostumla ziyaret etmiştim. Ağustos ayı olmasına rağmen köylerinde geçirdiğim günlerde havanın soğuk olması nedeniyle ısınmak içi,n soba yakmıştık. O günleri hiç unutamıyorum.   

Giresun denilince elbette akla ilk önce fındık geliyor, ancak fındıktan da öte görülmesi gereken bir birinden güzel yaylaları şehrin en güzel yönü. Özellikle en meşhur yaylalarından birisi olan Kümbet’te kendinizi bambaşka bir alemde hissediyorsunuz. Zaman zaman yöre insanının duman diye tabir ettiği sis bütün yaylayı kaplamakta ve inanılmaz bir görüntü oluşturmaktadır. Kümbet Yaylasına çıkarken daha yolun başında ve sol tarafında kalan küçük bir çayın içinde buz gibi termal su yerden fışkırmaktaydı. Ülkemizin birçok yerinde sıcak su olarak gördüğüm termal su yani soda burada buz gibi yerden fışkırıyordu. Bunu görünce inanılmaz bir mutluluk yaşadım. Baba gibi gördüğüm Dereli ilçesinden Yaşar Bayram ağabeyimle bu bölgeleri gezmiştik. Yine bu gezilerimde Giresun’un hemen hemen bir çok yaylasını da görmek nasip oldu. Şehrin 1750-2200 metre yüksekliğindeki bu yaylarının başlıcaları şunlardır: Kümbet, Kulakkaya, Bektaş, Tamdere, Karagöl, Eğribel, Kazıkbeli, Çakrak, Paşakonağı, Karaovacık ve Sisdağı. Yaylalar özellikle yaz aylarında şehrin bunaltıcı sıcağında insanların serinlemek için tercih ettiği yerler. Ayrıca Giresun’da Karadeniz'in tek adası olan Giresun Adası (Aretias) bulunmaktadır. Şehrin hakim tepesinde Giresun’u Kurtuluş Savaşı’nda savunan Topal Osman’ın kabri bulunmaktadır. Yıllar sonra Topal Osman’ın öz be öz torunu olan Mimar Ömer Yılmaz ağabeyimi tanıdığımda ve bana dedesi Topal Osman’ın hayatını anlattığında çok etkilenmiştim. Topal Osman’ın Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği destansı kahramanlıklar asla unutulamaz. Giresun’a yapacağınız ziyarette mutlaka yaylarıyla birlikte Topal Osman’ı da ziyaret etmelisiniz. 

Giresun’da tipik Karadeniz mutfağıyla tanışmanız mümkündür. Her mevsim yağışlı olan Karadeniz Bölgesi’nde yer alan Giresun bulunduğu coğrafyanın da etkisiyle oldukça zengin bir mutfağa sahiptir. Bu seçkin mutfağında en önde gelen yiyecek balık çeşitleridir. Yine Karadeniz’e özgü kara lahana çorbası ve sarması, ısırgan otu, pezik gibi tazecik otlarla yapılan yemekler, pazı mücveri, merevcan, tavalardan deniz ürünlerine, etli yemeklerden bakliyata, hamur işlerinden tahıllı yemeklerine, bölgeye özgü Çotanak Pidesine kadar pek çok yöresel lezzeti Giresun mutfağında bulabilirsiniz. 

Giresun ziyareti sonrasında şehre özgü hediyeliklerden de alabilirsiniz. Giresun denilince tabi akla ilk gelen çay ve fındıktır. Burada alabileceğiniz doğal ürünler arasında ilk olarak çay ve fındık gelmektedir. Pekmez çeşitleri, süt ürünleri olarak doğal ev yapımı peynir, tereyağı gibi kahvaltılıklar ve fındıktan yapılmış ürünlerden almadan ve tatlarına bakmayı unutmayın.
 



Ömer Yılmaz
5.04.2021 22:22:29
Canım kardeşim Yazın da Giresun'a anarken rahmetli dedemizin Topal Osman Ağa'nın ismini alıp Feridun oğullarını tekrardan Giresun'da ismiyle anılmasını temin ettiğin için sana minnettarım Sen güzel bir kardeşsin Biz Topal Osman'ın tüm torunları seni yüreğimize bastık yürekten seviyoruz Allah Celle Celalühü tüm yazılarını herkesin okuyup anlayabileceği seviyeye getirsin ki ülkemiz bir adım daha ileriye gidebilsin