Önder Güzelarslan


ŞEHZADELER ŞEHRİ MANİSA

Tarihi Yontma Taş Devri'ne kadar uzanan Manisa, tarih boyunca hemen hemen birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır.


Tarihi Yontma Taş Devri'ne kadar uzanan Manisa, tarih boyunca hemen hemen birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Tarihin her döneminde önemli bir yerleşim yeri olmuş olan Hermessos ve Kaikos ya da bugünkü adıyla Gediz ve Bakırçay vadilerinde kurulmuş olan Tantalis (Manisa) ve Thyateira (Akhisar), Antik çağda Yunanlılar için, paranın ilk basıldığı yer olarak Lidyalılar için ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde şehzadelerin yetiştirilmesinde ev sahipliği yapmasıyla Osmanlılar için özel bir yerleşim yeri olmuştur. 

Tarihteki büyük medeniyetlerin izlerine rastlanılan, bugün de tarım ve sanayi alanında kendi kendine yetebilen ve ülkemize ciddi katma değer sağlayan Manisa’da ilk yaşam izleri Paleolitik Çağ'a (Yontma Taş Devri) kadar uzanmaktadır. Manisa ve yöresinin tarih öncesine ait ilk bilgiler, Salihli Sindel Köyü'nde bulunan Paleolitik Çağ'a ait fosil ayak izleridir. Bu izlere göre yörede yaklaşık 26.000 yıl öncesine ait insan topluluklarının yaşadığını görebilmekteyiz. Yine Kırkağaç Yortan Köyü'nde bulunan mezarlar bize, farklı bir mezar kültürü olan Tunç Devri'ni hatırlatmakta ve o döneme ait olduğu anlaşılmaktadır. Yine, Strabon tarafından Katakekaumene (Yanık Ülke), olarak anılan Kula yakınlarında 1.1 milyon yıl ile 12 bin yıl arası süreçte gerçekleşen volkanik patlamalar nedeniyle oluşmuş geniş bir arazide yapılan araştırmalar bölgede Yontma Taş Devrinden kalma 15 bin ile 25 bin yıl öncesine ait ayak izleri bulunmuş ve bu da o dönemlerde bu bölgede yaşam olduğunu göstermektedir. 

Antik kaynaklar şehrin, Yunanistan'ın Teselya Bölgesi'ndeki Pelion Dağı civarından göç eden Magnetler tarafından kurulduğu tahmin edilmektedir. Magnetler, Batı Anadolu’ya göç ettiklerinde önce Menderes Nehri kıyısındaki Magnesia’yı, daha kuzeye giden bir kolu da Sipylos Dağı eteğindeki Magnesia’yı kurmuşlardır. Buradaki Magnesia’ya  Menderes Nehri kıyısında kurulan Magnesia’dan ayırt etmek için, Manisa’da kurulana Magnesia ad Sipylum adı verilmiştir.

Bölge M.Ö. 1450-1200 yılları arasında Hititlerin hakimiyetinde olmuştur. M.Ö. 1200 yıllarında ise Trakya ve Boğazlar üzerinden Anadolu'ya gelen Frigler bu bölgede bir süre hüküm sürmüşlerdir. Frigler’den sonra M.Ö. 8. yüzyıl ortalarından itibaren, Orta Anadolu’da Kızılırmak dahil bütün Batı Anadolu'ya egemenliği altına alan Lidyalılar’ın hakimiyetine girmiştir. Manisa’nın Salihli ilçesi sınırlarında olan Sardes kenti Lidyalılar’ın başkenti olmuştur. Tarihte  ilk kez parayı basarak kullanıma alan Lidyalılar’dır. Altın-gümüş karışımı “elektrum” madeninden basılan bu ilk sikkelerin üzerinde Lidya Krallığı’nın arması olan aslan başı bulunuyordu. O dönemlerde Antik ticaret yolu olarak bilinen “Kral Yolu” da İran ve Mezopotamya'dan başlayarak Lidya Krallığı’nın merkezi Sardes’ten geçmekteydi. 

Manisa bölgesi, M.Ö. 546 yılından M.Ö. 334 yılına kadar Pers egemenliğinde  kalmıştır. M.Ö. 334'de Trakya üzerinden Anadolu'ya geçen Büyük İskender, Pers ordularını yenerek Suriye'ye doğru ilerlemiş ve Pers egemenliğine son vermiştir. Böylece Manisa yöresi Büyük İskender'in Makedonya Krallığı’nın hakimiyetine geçmiştir. M.Ö. 190 yılında bölge Romalıların egemenliğine geçmiştir. Manisa bölgesi Romalılar döneminde bir süre, müttefikleri olan Pergamon Krallığı’na bırakılmıştır. M.S. 395 yılında Roma'nın ikiye bölünmesiyle Manisa ve civarı Doğu Roma’nın yani Bizans’ın topraklarında kalmıştır. Bizans döneminde Manisa piskoposluk merkezi olmuştur. Şehrin önemli yerleşim yerleri olan ve Hristiyanlıktaki önemli 7 kiliseden, 3’ünün bulunduğu Sardes, Philadelphia, Thyateria başta olmak üzere Manisa bu dönemde çok büyük gelişme göstermiştir. 

1071 Malazgirt Savaşı sonrasında Anadolu toprakları Türklere açıldığında en Batı olan Ege yöresine de Türkler gelmeye başlamıştır. Selçuklu Komutanı Çaka bey tarafından Manisa ve çevresi denetim altına alınsa da bir süre sonra Bizans tekrar yöreye hakim olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti’nin dağılmasıyla Anadolu’da kurulan beylikler döneminde M.S. 14. yüzyıl başlarında Manisa çevresinde Saruhan Beyliği kurulmuştur. Saruhan Bey, beyliğini kurduktan sonra 1313 yılında ele geçirdiği Manisa’yı başkent yapmıştır. Yıldırım Beyazıt döneminde Anadolu’da birliği oluşturma çabaları çerçevesinde Saruhan Beyliği Osmanlı Devleti’ne katılsa da bir süre sonra Ankara Savaşı’nda Yıldırım Beyazıt Timur’a yenilince yeniden Saruhan Beyliği Hızırşah’ın kardeşi Orhan adına para bastırarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Osmanlı Devleti başına padişah olan I. Mehmet, Orhan beyin varlığına son vererek 1412 yılında Saruhan Beyliğine tamamen son vererek Manisa’yı Osmanlı Devleti topraklarına katmış akabinde de Manisa’yı Osmanlı şehzadelerinin yetiştirilmesinde bir merkez haline getirerek o günden sonra birçok şehzadenin tecrübe kazanması yolunda önemli bir yerleşim yeri olan Manisa, şehzadeler şehri olarak anılmaya başlanmıştır. İsmi Saruhan Sancağı olan Manisa yöresinde, Fatih unvanını  alan II. Mehmet  başta olmak üzere, 7 si padişah olan şehzadelerle birlikte birçok şehzade eğitim almıştır. 
Cumhuriyet dönemine kadar Saruhan Sancağı olan Manisa yöresi Cumhuriyetle birlikte1923 yılında Saruhan adıyla vilayet olmuş ancak, 1927 yılında Saruhan ismi değiştirilerek şehrin adı Manisa olmuştur. 

Antik Çağ’dan bu yana önemli bir yerleşim yeri olan Manisa’da gezilip görülecek birçok yer var. Bunların başında Lidyalılar’ın başkenti paranın ilk basıldığı bugünkü Salihli ilçesi sınırlarındaki Sardes gelmektedir. Buradaki en önemli yapı Sardes Ören yerindeki Artemis Tapınağı’dır. Bunun dışında Spil Dağı Milli Parkı, Ağlayan Kaya  (Niobe), Manisa Kalesi, Manisa merkeze bağlı Kösele Köyü sınırları içindeki, Herodot’un on iki Aiol kenti diye bahsettiği Aigai Antik Kenti, tarihi Kula Evleri, Kuladokya  (Kula Peribacaları), Kula Volkanik Jeopark alanı, Salihli Adala Kanyonu, Turgutlu Seyir Tepesi, Sultan Kiraz Yaylası, Akpınar Mesire yeri, Çağlak Boğazı, Ovacık Yaylası, Bozdağlar, Kula-Uşak yolu üzerinde Taşyaran Vadisi, Salihli’deki Su Uçtu şelalesi, Göl Marmara, Demirköprü Barajı, Milli Kurtuluş Savaşı’nda efsane bir direniş gösteren Makbule Efe’nin memleketi Gördes görülmeye değer yerlerdir. Ayrıca Antik döneme ait izlerin bulunduğu  Akhisar ilçesindeki Thyateria ve Alaşehir ilçesinde kurulmuş olan  Philadelphia, zamanında Pergamon Krallığı’nın sayfiye yeri olarak kullandığı Soma Darkhale Köyü ve Salihli-Gölmarmara yolu üzerindeki Bintepe  Tümülüsleri mutlaka görülmesi geren yerlerdir. Ülkemizin birçok yöresinde bol miktarda bulunan Termal su kaynakları Manisa’da da bolca bulunmaktadır. Bunlar arasında Salihli Kurşunlu Termal, Turgutlu Urganlı Termal suları, Kula Emir Termal suları, burada hala Roma döneminde kullanılan hamamlara ait kalıntılar yer almaktadır. Soma Menteşe Termal Kaynakları bunlar arasındadır. Bunların dışında Saruhan Beyliği döneminde, İshak Çelebi beyin şehre kazandırdığı Ulu Camii ve Medresesi, Mevlevihane ve Çukur Hamamı, Osmanlı döneminde yapılan Muradiye Camii, Hatuniye Camii, Hafsa Sultan Camii, Soma’da bulunan Çarşı Camii, Damgacı Camii, İvaz Paşa Camii, Manisa Kurşunlu Han, Rum Mehmet Paşa Bedesteni ve Kula Emre Köyü’nde Tabduk Emre ile Yunus Emre türbeleri ziyaret edilebilecek yerler arasında gelmektedir.
Gediz Irmağı ve Bakırçay’ın suladığı münbit toraklar Manisa’da gezilecek ve görülecek o kadar çok şey var ki birkaç günlük Manisa gezisi yeterli olmayabilir. Şehzadeler Şehri Manisa’da yorgunluğunuzu atmak için tadabileceğiniz birbirinden lezzetli zengin yemekleriyle de tanışmanız mümkün. Saray kültüründen bu yana gelen zengin Manisa mutfağının en önemli lezzeti Manisa Kebabı’dır. Bununla birlikte Odun Köftesi, kapama, Tirit, Kula Güveci, bal kabağından yapılan bir çeşit yemek olan Sinkonta, Bohça Kebabı, özellikle bayram sofralarını süsleyen Sura, Pideli Paça, Kulak Çorba, tarhana çorbası, Kula Şekerli pide, keşkek, zeytinyağlı börülce, biber dolması, zeytinyağlı yaprak sarması, kabak tatlısı ve mantar tatlısı tadabileceğiniz lezzetler arasındadır. 

Bugün sultani üzümüyle meşhur olan Manisa’dan ayrılmadan alabileceğimiz önemli ve özel hediyelikler arasında Mesir Macunu 500 yıllık geleneğin bir ürünü olarak en başta gelmektedir. Kırkağaç Kavunu, Sultani Kuru üzüm, Kula Evleri maketi, zeytin çeşitleri, zeytinyağ, taze ve salamura yaprak, Soma ve Kula Tahinli Helvası, Kula Leblebisi, Sarıkız, Kula ve Salihli Sodaları alabileceğiniz hediyelikler arasındadır. Özellikle gezinizi Nisan aylarında icra edilen Mesir şenliklerine denk getirirseniz hem tarihe de bir yolculuk yapma fırsatı elde etmiş olur hem de kalabalıklar arasında Sultan Camisinden atılan mesiri kapmak için herkes gibi bir yarış içine girerek hoş bir an yaşama fırsatı elde edbilirsiniz.