Önder Güzelarslan


TABİAT HARİKASI ŞEHRE YOLCULUK: SINDIRGI

Ülkemizde bazı yerler var Cittaslow yani sessiz, sakin şehir olarak anılmaktadır.  Doğallığıyla, tabiat harikası bir atmosferi bize sunuşuyla, tarihi dokularıyla cittaslow olmaya aday bir şehre doğru sizlerle birlikte bir yolculuğa çıkacağız. Güney Marmara’nın ucunda Balıkesir ilimize bağlı, dağ ilçesi konumunda ve Kertil Çam ormanlarının esintileriyle kaplı bu şehrin adı Sındırgı.


Ülkemizde bazı yerler var Cittaslow yani sessiz, sakin şehir olarak anılmaktadır.  Doğallığıyla, tabiat harikası bir atmosferi bize sunuşuyla, tarihi dokularıyla cittaslow olmaya aday bir şehre doğru sizlerle birlikte bir yolculuğa çıkacağız. Güney Marmara’nın ucunda Balıkesir ilimize bağlı, dağ ilçesi konumunda ve Kertil Çam ormanlarının esintileriyle kaplı bu şehrin adı Sındırgı.

Sındırgı’da yerleşimin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Bilinen tarihi kaynaklara göre Lidyalıların hakimiyetinde olan bölge M.Ö. 6. yy da Perslerin bütün Anadolu ile birlikte Misya olarak bilinen bu bölgeyi ele geçirmeleriyle İran İmparatorluğu’nun hakimiyetine geçmiştir. Yaklaşık 200 yıl kadar Perslerin hakimiyetinde kalan bu bölge daha sonra sırasıyla, Bergama Krallığı, Roma ve Bizans’ın eline geçmiştir. Türklerin Anadolu’ya gelmesiyle 11. yy’da Selçukluların hakimiyeti altına giren Misya bölgesi, Selçuklulardan sonra Anadolu’daki Beylikler döneminde bir süre Karesi Beyliği’nin toprakları olmuştur. Kayı boyundan olan Osman Gazi zamanında 1323’te Osmanlıların hakimiyetine altına girmiştir. Osmanlıların hakimiyetinde olduğu dönemde, Anadolu’nun çeşitli yörelerinden gelen Çavdarlar, Avşarlar adını taşıyan Türkmen Yörükleri bu bölgeye yerleşmiştir.     

Bölgeye damga vuran Şerif Paşa, Çavdarlı aşiretinden Halil Ağa’nın torunlarındandır. Halil Ağa'nın torunları aralarında anlaşmazlık çıkınca, kardeşlerden Şerif İstanbul’a gitmiş ve  saraya girmiştir. Kısa sürede Paşa unvanını alarak Sındırgı’ya tekrar geri dönmüştür. Koca konak mahallesine yerleşerek Sındırgı’nın bulunduğu yeri kendisine koruluk ve çiftlik yapmıştır. Daha sonra bu yeri cazip görüp Midilli Adası’ndan getirttiği Rum ustalara Koca Camii (Şerif Paşa Camii) ve yanındaki hamamı (Koca Han) yaptırtmıştır. Böylece şimdiki Sındırgı, Koruköy adını alarak 1845 yılında köy haline gelmiştir. 1884 yılında ilçede belediye kurulmuş, belediye kurulduğu dönemlerden 1913 yılına kadar Bigadiç ilçesine bağlı kalmıştır. 1913’ten sonra Bigadiç’ten ayrılarak müstakil ilçe olmuştur.

Sındırgı tarihi bir yerleşim olmakla birlikte tabiat güzelliğiyle de büyüleyici bir yerleşim yeri. Şehrin en önemli değeri termal kaynakları. En eski termal kaynakları üzerinde kurulu Hisaralan termal tesisleri ve çevresinde bulunan dikit ve travertenler görülmeye değer yapılar. İlçede termalden faydalanmak için kurulmuş termal oteller mevcut. Burada orman içinde konaklama yaparken çevreyi de, doğayı da gezme imkanınız var. İlçe de sulama amacıyla kurulmuş olan Çaygören Barajı da bölgeye ayrı bir güzellik katmakla birlikte, balık severler için lezzetli balıkların tutulduğu bir baraj konumunda. İlçeye bir başka güzellik katan, Simav Çayı da şehrin içinden akıp gitmektedir. İlçe de Emendere bölgesi olarak bilinen ve başta sedef hastalığı olmak üzere, birçok cilt hastalığının tedavisinde fayda sağlayan Emendere Termal de bulunmaktadır. Burada orman içinde kurulmuş olan tesis de misafirlerine tarifsiz bir zaman geçirmelerini sağlamaktadır. Günümüzde ilçe de ısınma amacıyla da değerlendirilen termal kaynakları yakın zamanda seracılık ve meyve-sebze kurutmak içinde kullanılması planlanmaktadır.

İlçe de görülmesi gereken bir çok tarihi yapı bulunmaktadır. Bunların en başında Zindan kayalıkları olarak bilinen Roma ve Bizans dönemine ait Asar Kalesi gelir. Yine şehrin sembolü diye bileceğimiz Şerif Paşa Camii ve Hamamı Rum mimari anlayışını ortaya koyan eserlerdir. Yörede en dikkat çeken ve tarih kokan, turizm değeri Yağcıbedir Halıları. Yörük aşiretinin örf, adet ve geçmişini yansıtan bir sanat eseri halılar el dokuması olarak hala günümüzde devam etmektedir. Yağcıbedir Halıları çok ince ipliklerden dokunur ve ipleri kök boyalar ile boyanmaktadır. Şehirde binlerce yıllık öteden gelen bu halı dokuma kültürü hala yaşatılmaya çalışılıyor. 

İlçenin önemli bir turizm değeri de yürüyüş parkurları. Antik Çağ’da Misya olarak bilinen bölge olmasıyla burada kurulu yürüyüş parkuru doğa severler için ayrı bir atmosfer. Yine Cüneyt Vadisi, Ulus Dağı, Sinandere-Kertil bölgeleri de ayrı yürüyüş parkurlarının olduğu bölgeler. Ulus Dağı’da, Kertil Çam ormanlarının olduğu, Kertil bölgesi de ilçenin oksijen deposudur. Tabiat ile içi içe olacağınız bu şehirde ayrıca yıllar öncesini yâd edecek tahıl ambarlarını da görebilirsiniz.

Sındırgı’yı doyasıya yaşayabilmek için bugün ilçenin belediye başkanı olan Ekrem Yavaş beyefendinin, kenti tarih ve turizm şehri haline getirmeye çalıştığı projelerinin parçası olan Akpınar Yaşam Merkezi ile Hanımeli Çarşı’na mutlaka uğramalısınız. Burada el emeği göz nuruyla, büyük çoğunluğu ev hanımları tarafından yapılan gıdadan, hediyelik eşyaya kadar üretilen ürünlerden alabilir, yöresel lezzetlerin sunulduğu yemeklerden yiyebilirsiniz. Ayrıca yörenin sembolü haline gelen birbirinden farklı ve nefis kokularının olduğu Kertil Çam Kolonyaları’ndan almayı da ihmal etmeyin.       

Sındırgı’yı anlatmaya kelimeler kifayet etmez. Burası anlatılmakla bitirilemez. 

Tarih, kültür, turizm ve termal şehri olan Sındırgı’nın ilmek ilmek dokunan hasretlerini hissetmek, tarihin ve doğal güzelliklerinin içinde yaşanmış hikâyelerini keşfetmek ve iliklerinize işleyecek şekilde şehri yaşamak için, hiç vakit kaybetmeden yönünüzü Sındırgı’ya çevirin.