Önder Güzelarslan


TARİHİ EVLERİYLE SAFRANBOLU VE SAFRAN

Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihi Safranbolu Evleri ile ünlü olan Karabük ilimizin öne çıkan ilçesi Safranbolu ülkemizin adeta incisi desek yanılmış olmayız.


Türkiye'nin birçok yerinde rastlanan Klasik Osmanlı kent mimarisini yansıtan tarihi Safranbolu Evleri ile ünlü olan Karabük ilimizin öne çıkan ilçesi Safranbolu ülkemizin adeta incisi desek yanılmış olmayız. Bir çok kez ziyaret ettiğim bu güzide şehre ilk gidişim 2000’li yılların başında oldu. O dönemlerde, Üniversite yıllarında aynı evde kaldığımız Ali Rıza Yılmaz kardeşim Safranbolu Yazıköyü’nden idi. Birlikte birkaç kez köylerine gitmiş, meşhur elma bahçelerinden dalından elma toplamıştık.. Bu vesileyle de Safranbolu evlerini ziyaret edip, Safranbolu’nun tarihi ve turistik dokusunu yakından inceleme fırsatı elde etmiş oldum.  

Bu yazımızda sizlerle tarihi evleri ile sembolleşmiş Safranbolu’nun tarihi yapısını ve orada gezilip,  görülebilecek yerleri hakkında bilgiler vermeye gayret edeceğim. 
Safranbolu’nun tarihi M.Ö. 3000 yılına kadar uzanmakta ve bölge tarih boyunca birçok medeniyet ev sahipliği yapmıştır. Eski çağlarda Homeros’un İlyada destanında  geçen  Paflagonya bölgesinde yer almakta ve M.Ö. 3000 ve 4000 tarihli timülüsler, Safranbolu'nun insan yerleşimi açısından uzun bir tarihi olduğunu göstermektedir. Safranbolu taihte Flaviopolis, Theodoropolis, Hadrianopolis, Germia ve Dadibra (Dadybra) gibi antik isimler ile anıla gelmiştir. Bölgede yaşadığı bilinen ilk medeniyetler Hititlerin komşuları olan Gaspalar ve Zalpalardır. Bunlardan sonra sırasıyla Hititler, Frigler, dolaylı yoldan Lidyalılar, Persler,  Helenistik Krallıklar (Pondlar), Romalılar, Bizanslıların eline geçmiştir. Safranbolu Selçuklular tarafından fethedildiğinde adı Dadibra (Dadybra) idi. Selçukluların idaresinde şehrin adı Zalifre olarak değiştirilmiştir. Selçuklu Sultanı II. Kılıç Arslan’ın oğlu Muhiddin Mesut Şah tarafından 1196 tarihinde fethedilince şehir Türklerin eline geçmiş oldu. Selçuklular dan sonra, Anadolu Beylikler döneminde 1213-1280 tarihleri arasında Anadolu Selçuklu Devleti'nin uç beyliği durumundaki Kastamonu ve Sinop bölgesine yerleşmiş olan Çobanoğulları Beyliği’nin hakimiyetine girmiştir. 1326-1354 tarihleri arasında Candaroğulları Beyliği’nden Süleyman Paşa şehri ele geçirince bu kez Candaroğulları Beyliği’nin yönetimine giren Safranbolu 1423 yılında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine girmiştir. Candaroğulları Beyliği dönemimde bölgede İslami mimari hareketlenmiş ve bu dönemde Gazi Süleyman Paşa Camii yapılmıştır. 1600’lü yıllarla birlikte Safranbolu, tarihindeki en önemli gücü elde ettiği zamanı yaşamış ve bu  dönemde Safranbolu’da Osmanlı devlet adamları tarafından şehre birçok eser kazandırılmıştır.

Bölgeye Osmanlılar döneminde Yörükan-i Taraklı olarak bilinen çok sayıda Türkmen göçebe yerleştirilmiş ve şehrin ismi bu dönemden sonra Taraklı Borglu veya kısaca Borglu ve Borlu olarak adlandırılmıştır. 18. yüzyılın ortalarında Zağfiran Polis kullanılmaya başlanmıştır. 19. yüzyılın ortasında kısa bir süre için Zağfiran Benderli ismi kullanılmış fakat 19. yüzyılın son çeyreğinde Zağfiran Bolu olarak tekrar değiştirilmiştir. En son olarak Zafranbolu ismiyle anılmaya başlanmış ve bu da daha sonra Safranbolu şeklini almıştır. Bugün günümüzde de Safranbolu olarak bilinmektedir.  

Safranbolu denilince tabi ilk akla gelen Safranbolu’yu Safranbolu yapan tarihi konaklar ve evler geliyor. Bunun dışında görülmesi gereken muhteşem yerleri mevcuttur. En önde gelen görülmeye değer yeri Tokatlı Kanyonu’dur. Osmanlılar tarafından yapılan Kanyonun iki tarafını birleştiren İncekaya Su Kemeri, bölgeyi ayaklar altına alan Kristal Teras, şehrin orta yerinde tarih ve kültür kokan Cinci Hanı ve Hamamı ile şehre yakın konumda bulunan Bulak (Mencilis) Mağarası geldiğinizde mutlaka ama mutlaka görmeniz gereken yerler arasında en başta geliyor. Uzunluğu 2.725 m olan Bulak (Mencilis) Mağarası'nın iki girişi bulunmaktadır ve 350 metrelik kısmı ışıklandırılmıştır. Her dönemi ayrı güzel olan Safranbolu, kışın beyazıyla, yazın doğasıyla, bahar aylarında ormanıyla gidilip görülebilecek mükemmel bir şehirdir. Ayrıca Safranbolu'da Uluyayla ve Sarıçiçek olmak üzere iki yayla bulunmaktadır. Şehre 50 kilometre uzaklıkta bulunan, 280 hektar ve 7 kilometre uzunluktaki Uluyayla'nın ortasında bir gölet ve içinde yeraltı nehri olan bir mağara vardır. Safranbolu'ya 8 kilometre uzaklıkta olan Sarıçiçek yaylasında ise kamp ve dağcılık yapılabilmektedir.

Safranbolu tabii güzelliği kadar mutfağıyla da mükemmeldir.  Safranbolu Bükmesi, keşkek, kuyu kebabı, tarhana ve asma yaprağı gibi yemekleriyle misafirlerini gerçekten büyülemektedir. 

Safranbolu ismini, bölgede yetişen ve nadir bir bitki olan  safrandan almıştır. Latince adı "crocus sativus" olan safran, soğanlı bitkiler arasında yer alır. Sonbaharda mor renkli çiçekler açar, 20 ile 30 cm arasında bir boya ulaşır ve renklendirici ya da tat verici olarak kullanılır. İlaç, parfümeri ve tekstil sektörlerinde endüstriyel değeri bulunan bitki, Türkiye'de Safranbolu ve Şanlıurfa gibi şehirlerde yetiştirilir. İlk olarak antik Yunanistan'da üretilen safran, UNESCO Kültür Mirası Listesi'nde yer almaktadır. Safran  çiçeğinin faydaları çok fazladır. Bu faydalardan bazısını şöyle ifade edebiliriz. Afrodizyak etkisi olan safran, sinirleri uyarır, Menstrasyon döneminin ağrısız geçmesine yardımcı olur. Seratonin düzeyini dengeler, depresyon ve anksiyete gibi psikolojik problemlerin iyileşmesine katkıda bulunur. Uyku kalitesi ve motivasyon düzeyini artırır. İştahı düzenleyerek obeziteyle mücadeleye yardımcı olur. Omega-3 yönünden çok zengin olan safran, B6 vitaminin oluşumuna destek olur, kan dolaşımını düzenler. Analjelik özelliği sayesinde, tümörlerin büyüme hızını azaltır. Tansiyon ve kötü kolesterolü düşürür. Magnezyum, demir ve potasyum gibi minerallerce de zengindir. Kokusuyla insana rahatlatıcı bir his verir. Gribal enfeksiyonlarda faydalıdır. Bir türlü geçmek bilmeyen öksürüklere de birebirdir. Hafızayı kuvvetlendirmekte de etkisi çok olan safranın tüketimi, yoğun lezzeti ve renklendirici etkisiyle, baharat olarak birkaç tel yemeklerde kullanılarak veya çay şeklinde içilerek mümkündür. Uzmanlar, safranın kararında tüketilmesi gerektiğini ifade ederler. Günlük tüketim 1 çay kaşığını aştığında zehirleyici etkisi olabileceği vurgulanmaktadır.