Önder Güzelarslan


UNUTAMADIĞIM ŞEHİR TUNCELİ

Ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan kuzeyde ve batıda Munzur Dağları ile Karasu Irmağı, doğuda Bingöl Dağları ve Peri Suyu, güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrili olan Tunceli ilimiz görülmeye değer tabiat harikası bir yer.


Ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat bölümünde yer alan kuzeyde ve batıda Munzur Dağları ile Karasu Irmağı, doğuda Bingöl Dağları ve Peri Suyu, güneyde Keban Baraj Gölü ile çevrili olan Tunceli ilimiz görülmeye değer tabiat harikası bir yer. Tuncay Sonel Valimizin Tunceli iline atanmasıyla bir çok kez ziyaret ettiğim bu ilimiz Munzur çayı ve Munzur Vadisi Millî Parkı ile görenleri adeta büyülemektedir. Anadolu'nun pek çok yerinde olduğu gibi bu bölgede de çağlar boyunca pek çok uygarlık yaşamıştır. Orta Çağdan kalma ve bugün hâlâ ayakta kalabilmiş olan Pertek Kalesi ayrı bir görsel şölen. Keban baraj gölü yapılmadan önce Murat Nehri’nin kıyısında sivri bir kayanın ucunda bulunan kale, bugün etrafı sularla çevrili bir ada görünümündedir.

M. Ö. 4. yüzyıla ait eldeki bilgilere göre, Yunan gezginlerinin burası için Daranis dedikleri görülmektedir. M. Ö. 519 yılında Dara (Darius) Perslere kral olunca, tarihçi Ptolemy bugünkü Tunceli’yi, Daranalis olarak kaydetmektedir. Tunceli için bu isim, yüzlerce yıl kullanılmıştır. Cumhuriyet döneminde bir süre Dersim olan ili adı daha sonra Tunceli olarak değiştirilmiştir. 

Tunceli’nin Çemişgezek ilçesi güneyinde yer alan Keban Baraj Gölü altında kalan Pulur (Sakyol) Höyüğünde 1968-1970 yılları arasında yapılan arkeolojik araştırmalar sonucunda elde edilen bulgulara göre, yörede M.Ö. 5500 ila 3500 yılları arasında yani Kalkolitik Çağ döneminde yaşam izlerine rastlanılmıştır. İşuva (Hurri-Mitanni) adıyla anılan bu bölgede yazılı tarih M.Ö. 2200 yıllarında Subarrularla başladığı bilinmektedir. M.Ö. 2200 yıllarında bu bölgede, Hurilerin hakimiyetini görmekteyiz. Hurriler’den sonra Babiller ve Asurlar’ın da bu bölgede hakimiyet kurduğunu görmekteyiz. Daha sonraki dönemlerde Anadolu’da büyük bir devlet kuran Hititler M.Ö. 1375-1335 yıllarında Tunceli’ye kadar gelerek bu bölgeyi hakimiyetleri altına almışlardır. Hitit Devleti yıkıldıktan sonra bölgeye, M.Ö. 12. yüzyılda Urartular egemen olmuştur. Yapılan araştırmalar sonucunda, Mazgirt Kalesi, Bağın Kalesi ve Kaleköyü Kalesi’nin Urartulara ait olduğu anlaşılmıştır. Tunceli yöresi Urartular’dan sonra M.Ö. 7. yüzyılda Azerbaycan Yöresi’nde ortaya çıkan Medler’in; sonra da M.Ö. 4. yüzyılda Persler’in eline geçmiştir. Perslerin egemenliğinden sonra bölge, Büyük İskender tarafından fethedilerek Makedonyalıların egemenliği altına girmiştir. Makedonya Devleti yıkıldıktan sonra M.Ö. 17 yılında bütün Anadolu olduğu gibi Tunceli ve çevresi de Romalıların egemenliğine girmiştir. Yörede kısa bir süre Partlar etkinlik sağlamışlarsa da M.S. 2. yüzyılda Romalılar, Partlar'ın etkinliğini kırarak bölgeyi Kappadokia Eyaleti’ne bağlamışlardır. Roma ve Selevkoslar tarafından yönetilen Tunceli, Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra ise Doğu Roma İmparatorluğu yani Bizans sınırları içerisinde kalmıştır. Yöre bu dönemde zaman zaman el değiştirerek Bizanslılar ve Sasaniler  tarafından yönetilmiştir. M.S. 639 yılında İslam Halifesi Hz. Ömer (r.a.) döneminde Anadolu’ya yapılan akınlar sonucunda Tunceli bölgesi Arapların eline geçmiş, ancak Araplar ve Bizanslılar arasında uzun süre devam eden mücadeleler sonucunda, M.S. 972 yılında tekrar Bizanslıların hakimiyeti altına girmiştir. Yapılan bazı araştırmalar, Bizans İmparatorlarından Leon Çimişkes’in bu bölgede doğduğunu ve gençliğini burada geçirdiğini göstermektedir. İmparator olduktan sonra bugün Çemişgezek olarak bilinen köyüne yaptığı yatırımlarla “Çimişkesopolis” adıyla şehirleştirdiği söylenmektedir.
Anadolu Selçuklu Devleti’yle Büyük Selçuklu Devleti arasında egemenlik savaşının yaşandığı M.S. 1000’li yıllarda Bizans’ın bölgedeki kralı Filaletos, M.S. 1086’ya kadar bölgedeki egemenliğini sürdürmüştür. Bu tarihte Anadolu Selçuklu Devleti’nin Büyük Selçuklu Devleti’ne yenilmesi sonucu, Melikşah’ın Harput ve Dersim yöresine gönderdiği Çubuk Bey, Filaletos’u yenerek hanlığına son vermiştir. Böylece M.S.  1071’de Anadolu’ya giren Türkler, Tunceli’yi 1087 yılında egemenlikleri altına almış oldular. Bu tarihten sonra M.S. 1243 yılında yapılan Kösedağ Savaşı’na kadar yörenin egemenliği Anadolu Selçuklular’ın elinde olmuştur. Ancak Kösedağ Savaşı’nda  Anadolu Selçuklular yenilince bölgenin tamamı Moğolların hakimiyetine girmiştir. Bilindiği üzere Moğol istilâsı, Anadolu için tam bir yıkım haline dönüşmüştür. Bu yıkım ve felaketten kurtulan tek bölge olarak Tunceli, Moğol zulmünden kaçan Türk boylarına da sığınak olmuştur. Tunceli, M.S. 1252 yılına kadar merkezi Erzincan’da bulunan Türkmen Mengücükoğulları Beyliği’nin, sonra da sırasıyla İlhanlılar, Celayirliler, Timurlular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular’ın egemenliği altında girmiştir. Fatih Sultan Mehmet dönemine kadar Akkoyunluların yönetimi altında bulunan Tunceli, M.S. 1473 yılında yapılan Otlukbeli Savaşı’ndan sonra Osmanlı Devleti topraklarına katılarak, Osmanlı yönetimine altına girmiştir. Tunceli, Otlukbeli Savaşı ile Osmanlı egemenliği altına girdikten sonra, kısa bir süre Safevi hükümranlığı altına girmiş ancak M.S. 1514 yılında Yavuz Sultan Selim’in Safevi’lere karşı düzenlediği Çaldıran Seferi sonrası tekrar Osmanlıların yönetimi altına girerek Çemişgezek Beyliği’ne bağlanmıştır. Daha sonra aralarında Tunceli’nin de bulunduğu Çemişgezek Beyliği, Çemişgezek, Pertek, Sağman ve Mazgirt olarak Çarsancak’a yani 4 Sancak’a bölünmüştür. 

Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte bölge önce Dersim sonra da Tunceli adıyla il yapılmıştır. Dersim ilinin merkezi, Cumhuriyet’ten önce mutasarrıflık olan Hozat’tır. 25 Aralık 1935 tarihinde Dersim adı Tunceli olarak değiştirilmiştir.

Kültürel ve benzersiz doğal güzellikleriyle öne çıkan Tunceli'ye geldiğinizde mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında hem tarihi hem de doğal güzelliğine şahitlik edeceğiniz Munzur Vadisi Milli parkı ve Pertek Kalesi gelmektedir. Bölgeye her gelişimizde ayrı bir güzelliğine şahitlik etmiştik. Munzur Çayı’nda sizlerde tekne turu yaparak hoşça vakit geçirebilir, yine Munzur Çayı’nın yukarı bölgelerinde rafting yaparak bir başka güzelliği yaşayabilirisiniz. 2 yıl önce Yılmaz Avcı, Soner Karakoç dostlarımızla birlikte gerçekleştirdiğimiz Tunceli ziyaretinde hayatımda ilk defa Munzur Çayı’nda rafting yaparak çok keyifli anlar yaşamış idik. Dönemin valisi Tuncay Sonel neredeyse şehrin kaderini değiştirmişti. Ovacık ilçesindeki Munzur Gözeleri, Karagöl Çağlayanı, Mazgirt Bağın Termal Suları, Nazımiye Dereova Şelalesi, Türkiye’nin en büyük şelalelerinden birisi olan Gürlevik Şelalesi, Pertek-Til (Korluca) Köyü Hanı, Ağlayan Kayalar, Baysungur Camii, Eiti Haun Camii ve Eski Camii mutlaka görülmesi gereken yerlerdir. Tunceli’nin en eski yerleşim yerlerinden olan tarihi Çemişgezek ilçesi, tabii güzelliği ile insanı büyüleyen kışın kayak yapabileceğiniz diğer zamanlarda trekking yapabileceğiniz Ovacık ilçesi de mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Tabiat harikası bu şehri tanımadan, keşfetmeden hakkında hiçbir şeyi doğru bilme şansınız yoktur. Birkaç kez gidip tabii güzelliklerine şahit olduğum Tunceli’de yemek kültürü de oldukça zengindir. Birkaç gün geçirerek keşfedeceğiniz ve hoşça vakit geçireceğiniz Tunceli’de yöresel yemekleri arasında Zerefet (Babiko), Sirekurt, Sirepati, Keşkek, Kavut, Patila unlu yemeklerini yiyebilirsiniz. Ayrıca yöreye özgü bitki ve sebze yemeklerinden, Gulik Yemeği, Mantar Yemeği, Döğme Çorbası, Döğme Pilavı, Gulik Çorbası, Guriz Yemeği ile kurutulmuş sebze yemekleri vardır. Geleneksel yöresel tatlılar arasında helva, Dut tatlısı, Aşure, Pancar tatlısı, Kabak tatlısı, Heside (sulandırılmış Dut pekmezi, un ve tereyağı) ile baklava yer almaktadır. Bunun dışında yörede yiyebileceğiniz önemli bir lezzet balık gelmektedir. Bunlar arasında Ovacık’ın doğusunda Munzur Gözeleri’nin 1-2 Km. güneyinden başlayarak, başta Munzur Suyu ve Mercan Deresi olmak üzere Tunceli’ye kadar 80 Km.lik alana yayılmış bulunan kırmızı benekli alabalık türleri en başta gelmektedir. Diğer alabalık çeşitlerinin yetişmesinde de Munzur Çayı çok elverişli olup, özellikle yukarı çığırında bol alabalık yaşamaktadır. Bunun dışında kepenez balığı, dargın balığı, suyun ısındığı aşağı kısımlarda yayın balığı ve çay balığı bolca bulunmaktadır. Keban Baraj Gölünde ise sazan, küpeli balık ve turna balığı türleri bulunmaktadır. Tunceli’ye geldiğinizde kırmızı benekli alabalıktan yemeden şehirden ayrılmayın. 

Yapılacak bir Tunceli gezisi ile hafızanıza, unutamayacağınız eşsiz güzellikler kazınacaktır. Farklı kültürel ve doğal güzelliklere sahip bu şehirde alabileceğiniz birçok hediyelikler mevcuttur. Bunların en başında birbirinden maharetli genç kızlar tarafından dokunan ve üzerinde yöreye özgü desenlerin işlendiği yer yaygısı türü olan “Cicim” ve çanta olarak kullanılabilecek “Heybe” gelmektedir. Bunların dışında Pülümür dağlarında yetişen birbirinden enfes kokulara sahip çok sayıda değişik çiçeklerden arıların toplamış olduğu özlerle yaptıkları katkısız doğal “Pülümür Balı”, yöreye has enfes doğal lezzetiyle “Şavak Peyniri”, Munzur Milli Parkı Vadisi’nde bulunan dağlarda tamamen doğal ortamında kendi başına yetişen çeşitli dertlere derman tek dişli “Ovacık Sarımsağı”, kuru dut, dut pekmezi ve Hozat Bebekleri’nden hediyelik olarak alabilirsiniz.

Hayatımın en anlamlı gezisini yaptığım iyi ki görmüşüm dediğim Tunceli’yi herkesin görmesini arzu ederim. Tabiat güzelliği ile insanı büyüleyen bu şehir ülkemizin gerçek turizminin yaşatılabileceği bir yer. Birkaç gün bile Tunceli’yi içinize sindirerek gezmeye yetmeyebilir. Buraya havayolu ile gelebilmek için Elazığ havalimanını kullanabilirsiniz. Daha sonrasında araçla Mazgirt üzerinden şehir merkezine giriş yapabilirsiniz. Tunceli’nin bir güzel tarafı da Pertek üzerinden vapurla Elazığ’a geçişi. Pertek ilçesinden geçen ve Anadolu’nun en eski yerleşim bölgelerinden biri olan Murat nehri üzerinde yapılan Keban Baraj Gölü’nden süzülerek giden gemilerden baraj gölünün suları altında kalan ve bir ada görünümü kazanan Pertek Kalesi’ni izlemek ayrı bir güzellik ve ayrı bir keyif. 

Eğer hala Tunceli’yi görmediyseniz, Munzur Suyu’nu yerinde içmediyseniz ve Munzur’da rafting yapmadıysanız bir yanınız eksiktir. 

Youtube : Önder Güzelarslan
Instagram : @onderguzelarslan
www.onderguzelarslan.com