Önder Güzelarslan


YEŞİL BURSA

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti, Uludağ’ı, kayak merkezleri, kestane şekeri, Cumalıkızık gibi tarihi dokularıyla “Yeşil Bursa” diye bilinen Marmara Bölgesi’nin incisi Bursa mutlaka gezilip görülmesi gereken bir ilimiz.


Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk başkenti, Uludağ’ı, kayak merkezleri, kestane şekeri, Cumalıkızık gibi tarihi dokularıyla “Yeşil Bursa” diye bilinen Marmara Bölgesi’nin incisi Bursa mutlaka gezilip görülmesi gereken bir ilimiz. Bir yandan buram buram tarih kokan, diğer yandan hem yaz hem de kış turizmi için destinasyonu en bol olan illerimizden birisidir.  

Yeşillik alanların çokluğundan dolayı ‘Yeşil Bursa’ adı da verilen bu şehirde gezip görmek adına yapabilecek çok şey mevcut. Tarihi mekânları, manevi erenleri, kamp alanları, kayak merkezi, şirin ilçe ve köyleri ile ziyaretçilerin ilgisini fazlasıyla çekecek yerler bulunmaktadır. Bursa’daki önemli güzelliklerden biri de teleferiğe binip doğa manzarasının tadını çıkarmak, birçok ülkede ya da şehirde göremeyeceğimiz bir geziye bu vesileyle şahitlik etmemiz mümkün. Her yönüyle kendine çeken Bursa’nın en önemli sembolü hiç şüphesiz Yıldırım Beyazıt tarafından inşa ettirilen Ulu Camidir. Bir çok kez ziyaret ettiğim bu şehir her seferinde benden ayrılma dercesine kendisine çekiyor insanı. Yaşanası bir şehir. Doğal güzelliği ile de insanı büyülemekten geri kalmıyor. Termal kaynakları, buz gibi suları ve bir de Uludağ ve çevresi, bir yandan denize kıyısı olan ilçeleri, diğer yandan kendisine has güzellikleri ile dağ ilçeleri. Bu kadar güzelliği bir arada barındıran ender bir yerleşim yeridir Bursa.

Yapılan arkeolojik kazılarda tespit edildiğine göre Bursa’nın tarihinin 7-8 bin yıl öncesine dayandığı bilinmektedir. Bu kadar köklü bir tarihi olan bu şehir birçok medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bursa’da kuzeybatı Anadolu’nun tarih öncesi geçmişine ışık tutan çok sayıda höyük bulunmaktadır. Prehistorik dönemde insanların yaşadıkları köyler olan bu höyüklerden yaklaşık 30 adedi tespit edilmiş durumdadır. Orhangazi-Ilıpınar Höyükte Neolitik Çağa, Yenişehir-Menteşe Höyükte Kalkolitik Çağa, Nilüfer-Akçalar Aktopraklık Höyükte Geç Neolitik-Erken Kalkolitik Çağa, İnegöl Höyükte ise Erken Tunç Çağına ait kalıntı ve buluntulara rastlanılmıştır.

M.Ö.1200 yıllarında Anadolu’da hüküm süren Hitit Devletinin yıkılması ile meydana gelen otorite boşluğu nedeniyle Bursa bölgesi, Balkanlar’dan Anadolu’ya giren Bityn ve Tynin gibi toplulukların istilasına uğramış, bu akraba topluluklar daha sonraları birleşerek bölgede Bithynia krallığını kurmuşlardır. Daha sonra bölge bir süre Perslerin egemenliği altına girmiştir. Antik Çağ’da Bursa ve çevresinde kurulan antik kentler günümüzdeki şehirleşmenin temelini oluşturmaktadır. Bu antik kentlerinin en önemlilerini şöyle belirtebiliriz; Nikaiae-İznik, Kios-Gemlik, Otroia-Yenişehir’de, Apameia-Mudanya, Kremastis-Karacabey, Adriani-Orhaneli, Miletepolis-M.K.Paşa ve Apollonia-Gölyazı’dır. M.Ö. 333 yılından sonra Persleri yenerek Anadolu’yu ele geçiren III.Alexander (B.İskender) şehrin hakimi olmuştur. Hellenistik dönem olarak bilinen bu dönemde M.Ö. 279-250 yıllarında I.Nikomedes zamanında Bithynia Krallığı’na bağlanmıştır. Bugünkü Bursa şehrinin temelini oluşturan antik Prusıa kenti ise Bithynia krallarından M.Ö 228-185 yılları arasında I.Prusias tarafından kurulmuş, adını bu kraldan almıştır. Tarihte Prusia Ad Olympum olarak anılan şehir Olympum takısı ile Olympos (Uludağ) eteğinde kurulmuş Prusias’ın kentini ifade etmektedir. M.Ö. 74 yılında IV.Nikomedes’in vasiyetiyle Bursa, Roma Devletine bağlanmış, bu tarihten sonra Roma’nın Asya’daki eyaletlerinden biri haline gelmiştir. M.S. 2 yüzyıldan itibaren Bursa ve çevresi Hıristiyanlar açısından çok önemli bir bölge olmuştur. Bursa’nın İznik ilçesinde M.S. 325 yılında I. Konsil, 787 yılında da VII. Konsil toplanmıştır. Bu konsil toplantıları sonucunda Hıristiyanlar için kutsal sayılan 4 İncil kabul edilmiştir. 
Türkler Bursa bölgesine ilk olarak 1080 yılında gelmiştir. 1081-1097 yılları arasında Selçuklular tarafından ele geçirilen İznik bu yıllar arasında Anadolu Selçuklu Devleti’nin başkenti olmuştur. 1299 yılında Söğüt’te kurulan Osmanlı Beyliği toprakları arasına İnegöl, Bilecik, Yenişehir ve İznik civarını dahil etmesiyle bölge 1302 yılından itibaren Osmanlıların hakimiyetine girmiştir.  1326 yılında da Orhangazi tarafından Bursa kuşatılmış ve bu tarihten sonra artık Bursa toprakları tam olarak Osmanlı Devleti’nin eline geçmiştir. Edirne fethedilinceye kadar da Osmanlı Devleti’ne başkentlik yapan Bursa’da çok sayıda bu dönemlere ait tarihi yapı bulunmaktadır. Cami, medrese, han, hamam, çeşme ve kervansaray gibi birçok eser şehre o günden bugüne değer katmaya devam etmektedir. Bu tarihi eserleri doyasıya ve içine sindire sindire gezip dolaşabilmek için birkaç günlük gezi yeterli olmaz.  

Saltanat merkezinin taşınmasıyla, siyasi ve kültürel önemini kaybeden Bursa medreseleri, tekkeleri, alimleri, bilim insanları, şair ve sanatçıları ile İslam Alemi’nin merkezi konumunda olmuştur. Osmanlı’nın ilk başkenti olan Bursa başkent taşındıktan sonra da Milletimizin kültür kalbi, “manevi başkent” olarak etkisini sürdürmüştür. Özellikle Emir Buhari gibi manevi büyüklerde Bursa’ya ayrı bir değer katmıştır. Bursa’nın en önemli tarihi dokularından birisi de Cumalıkızık Köyü’dür. Buradaki ahşap evler  günümüze kadar korunmuştur. Bu evler burayı ziyaret edenleri adeta büyülemektedir. Köftesi ile meşhur İnegöl civarında ve Cumalıkızık köyü çevresinde Uludağ’dan gelen buz gibi sular içilmeye doyulmuyor. Kış turizmin sembolü Uludağ ise her yıl ziyaretçi akınına uğramaktadır.   

Bursa tarih boyunca jeopolitik konumu sebebiyle; ticaret, kültür, sanat, siyaset merkezi olmuştur. İlk Konsil’in toplandığı, Osmanlı’nın ilk başkenti, ilk parası, ilk standardı (Kanunname-i İhtisab-ı Bursa 1502), ilk ipek fabrikası, ilk teleferiği ile ilklerin şehri olmuştur. Tabii güzellikleriyle göz kamaştıran Bursa’nın birbirinden güzel görülmeye değer tarih ve tabiat kokan yerleri vardır. Bunlardan birisi de Nilüfer ilçesine bağlı olan Gölyazı köyüdür. Bu köy de 250 yıllık Rum evleri, tarihi anıt ağacı bulunmaktadır. Hem kadınların hem de erkeklerin balıkçılık yaptığı Uluabat Gölü kenarında kurulmuş şirin, turistik bir köydür. Doğa harikası olan bu köyün sunduğu muhteşem manzarayı tarif etmeye kelimeler kifayetsiz kalır. Bir diğer tarihi doku Trilye’dir. Mudanya yakınlarında Marmara Denizi’ni ayaklar altına seren sakin bir sahil kasabası olan Tirilye en çok zeytini, zeytinyağı ve balığıyla meşhurdur. 

Bursa deyince akla İskender kebabı gelir. Burada tadabileceğiniz en önemli lezzet budur. Bunun yanı sıra, İnegöl köfte, Kemalpaşa tatlısı tadabileceğiniz lezzetler arasındadır.  Ayrıca cantık, süt helvası ve tahinli pide de Bursa’ya özgü yiyeceklerdir. Nostalji arayanlar için Abdal’da çay eşliğinde taş fırın simit de yiyebilirsiniz. Güzel bir Bursa gezisi sonrasında dünyaca ünlü ipeğinden üretilmiş tekstil ürünlerinden, havlusundan, İznik Çinisi’nden, Bursa bıçağından, kestane şekerinden, Kemalpaşa tatlısından hediyelik olarak alabilirsiniz.

Körfeziyle, Marmara ya olan kıyısıyla, İznik Gölüyle, Uludağ’ıyla, birbirinden şirin dağ ilçeleri ve yaylalarıyla Bursa sizleri beklemektedir. Emir Buhari’yi bağrında misafir eden Bursa aynı zaman da bir termal cennetidir.